19 Kasım 2022 Cumartesi

BATININ ÇİRKEFLİĞİ NE DEMOKRASİ NE LAİKLİK NE ÖZGÜRLÜK NE ADALET NE UZAY ÇAĞI NE DİN NE KADER (ŞİİR)

 Batı eskiden düşünürleri(filozofları), bilimcileri, mucitleri ile anılırdı ve övünürdü

Şimdi ise ahlaksızları, insanlıkdışı ünlüleri ile anılmakta, övülmekte

Çünkü Batı Jesus'un(İsa'nın) 'Önce ahlak' demek olduğunu anlamadı

Ve kendi çirkefliğini, deliliğini 

Önce 'Engizisyon'u, sonra 'Haçlı seferleri'ni, sonra 'Nazilik'i yani önce vahşiliği 'Din' olarak tanımladı

Şimdi de 'Ahklaksızlık'ı 'Din' adı altında tanımlamakta

Öyle ki Jesus'un eline içki verdi, ve Jesus'u eşcinsel gösteren dizi bile yaptı

Çünkü ahlakdışılık akıl-ruh sağlığını da bozar çünkü ahlak akıl-ruh sağlığının temeli olan

Mantığın temel iki bileşeni olan iki bileşeninden birincisidir ki ikincisi de 'Bilim'dir

Ancak durum ki Batıda ikinci bileşen olan bilim var ancak birinci bileşen olan ahlak yok

Yani Batı beyininin(beyninin) yarısı alınmış gibi bir durumda,

İnsanlık Batının düşünürlerine(filozoflarına), bilimcilerine ve mucitlerine çokşey borçlu

Ancak Batının siyasal ve kapitalist yönü hem Batıyı

Hem de dünyayı insanlıkdışılığa çevirmekte

Öyle ki siyasetçiler ve kapitalistler dünya savaşı bile çıkarabilmekteler

Çıkarları için dünyaya ve insanlığa her kötülüğü yapabilmekteler

Bu nedenle ki Batılı düşünürlerin, bilimcilerin, mucitlerin ateş böceği ışıkları

Batının karanlığı içinde karanlıkta kalmakta

Bu nedenle Batı da, dünya da, insanlık da siyasetin ve kapitalistliğin neden olduğu

Bu karanlıktan kurtarılmalıdır,

Siyasi partili siyaset

Batının tıpkı moda gibi, dünyayı işgal etmek için ürettiği birşeydir

Çünkü demokrasi demek siyasi parti yönetimi demek değil

Ahlak ve bilim yönetimi demektir

Çünkü insanlığın zirvesi ahlak ve bilimdir, siyaset değil,

Bilim ve teknoloji bolluğu içinde olmasına karşın

Mia(Maoa) geni nedeni ile ahlakı dışladığı için çirkeflik durumu almış olan Batı

Kendine uygun, ahlakdışı, çirkef bir dünya yaratmaya çalışmakta

Kendi çirkefliğini olağanlık, doğru olan, gerçek olan, demokrasi, özgürlük diye sunmakta

Siyaset, kapitalistlik, moda, ve astroloji denilen canavarlar da ona yardım etmekte

Açık ki Batı denizdeki balığın karayı bilmemesi gibi bir durumdadır

Çünkü Batı da demokrasinin, laikliğin, adaletin, özgürlüğün ahlakçılık ve bilimsellik olduğunu

Bilmemekte ancak kendini demokrasi, laiklik, adalet, özgürlük sanmaktadır,

İnsanlık için doğru, insanca dünya

'Önce ahlak ve bilim' diyen Muhammed'in de

'Önce ahlak ve bilim' diyen Atatürk'ün de dediği gibi

'Ahlaklı ve bilimsel dünya'dır

Ahlakdışılık da, bilimdışılık da demokrasi ya da uzay çağı ya da kader değildir

İnsanlığın gerçek, doğru, insanca dünyası Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi

'Ahlakçılık ve bilimsellik'tir

Çünkü ahlakçılık ve bilimsellik insanı hayvandan ayıran ve üstün yapan 

En önemli özelliklerdir

Bu nedenle ki hayvanlarda ahlakçılık ve bilimsellik olmaz

Batının dünyaya moda, siyaset, ve kapitalistlik ile takmaya çalıştığı çirkeflik kubbesini 

Parçala, yık, yok et,

Yönünü Batıya da, Doğuya da değil

Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Ahlak ve bilim'e dön

Çirkefleşmiş Batının kölesi, dalkavuğu, salağı, aptalı, kerizi, enayisi, pazarı, ajanı olma

Batı demokrasi, laiklik, özgürlük, adalet, kader, olağanlık değildir

Varlığını ahlak ve bilim ile kur

Ve çirkefleşmiş Batıya karşıdur(karşı dur)

Ve ey Batının onurlu, gururlu bilimcisi, mucidi 

Sen de kendine ya onurlu, gururlu bir ülke kur ya kendine onurlu, gururlu bir ülke bul

Yoksa ürettiğin şeyler insanlığa değil çirkefliğe egemenlik vermekten başka şey olmayacaktır

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Batıda değil

Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi ahlakta ve bilimde birleş

Ancak ahlaka ve bilime uygun şeyler demokrasi, laiklik, özgürlük, adalet, uzay çağı, din

Ve kaderdir

Ahlaka ve bilime uygun olmayan hiçbirşey demokrasi, laiklik, özgürlük, adalet, uzay çağı

Din, kader değildir.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 19.11.22/09.38


2 Kasım 2022 Çarşamba

MİNARELER SÜNGÜ DEĞİL KALEM KUBBELER MİĞFER DEĞİL KAĞIT CAMİLER KIŞLA DEĞİL OKUL OLSUN (ŞİİR)

 Muhammed Hira dağı'na savaş öğrenmeye değil kitap öğrenmeye gitti

Muhammed Hira dağı'na savaşçı olmaya değil peygamber olmaya gitti

Muhammed Hira dağı'na düşmanlık öğrenmeye değil din öğrenmeye gitti

Oysa 'Kızıl elma'cılık

'Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız olsun' diyor

Belli ki dinin savaş malzemeleri ve savaş eğitim alanı yeri sağlamak olmadığını bilmiyorlar

Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışla olmasın

Belli ki 'Kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak 

Göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir' hadisini bilmiyorlar,

Muhammed Hira dağı'na savaş öğrenmeye değil kitap öğrenmeye gitti

Muhammed Hira dağı'na savaşçı olmaya değil peygamber olmaya gitti

Muhammed Hira dağı'na düşmanlık öğrenmeye değil din öğrenmeye gitti

Oysa 'Osmanlıcılık'

'Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız olsun' diyor 

Belli ki 'Sultanlarla düşüpkalkan alim de hırsızdır' hadisini bilmiyorlar,

Muhammed Hira dağı'na savaş öğrenmeye değil kitap öğrenmeye gitti

Muhammed Hira dağı'na savaşçı olmaya değil peygamber olmaya gitti

Muhammed Hira dağı'na düşmanlık öğrenmeye değil din öğrenmeye gitti

Oysa 'Siyasi İslamcılık'

'Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız olsun' diyor

Belli ki siyasetin dine aykırı olduğunu

Çünkü siyasetin bölücülük ve düşmanlık olduğunu bilmiyorlar,

Muhammed Hira dağı'na savaş öğrenmeye değil kitap öğrenmeye gitti

Muhammed Hira dağı'na savaşçı olmaya değil peygamber olmaya gitti

Muhammed Hira dağı'na düşmanlık öğrenmeye değil din öğrenmeye gitti

Oysa 'Siyasi Osmanlıcılık'

'Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız olsun' diyor

Belli ki dini tanımlayan 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik

Dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'ni bilmiyor,

Belli ki Kızıl elma'cılar da, Osmanlıcılar da savaş istiyor

Belli ki 'Kılıç çekmeden, mızrak vurmadan, ok atmadan Allah yolunda bir saat durmak 

Göz ucu kadar isyansız altmış senelik ibadetten eftaldir' hadisini bilmiyorlar,

Minareler süngü değil Din hadisileri'ni yazan kalem olsun

Kubbeler miğfer değil Din hadisileri yazılan kağıt olsun

Camiler kışla değil Din hadisileri'ni öğreten okul olsun

Dünya İslamofobi(İslam korkusu) ile değil İslamohobi(İslam sevgisi) ile dolsun

Çünkü dini tanımlayan Din hadisileri 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik

Dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyor,

Kapılmayın Kızıl elmacı'lara da, Osmanlıcılara da, siyasetçilere de, sanatçılara da, medyaya da

Dinli insanın da, dinsiz insanın da yeri siyasetin ve savaşın yanı değil

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik

Dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dinin yanı olmalı.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 3.11.22/02.44


TÜRKÇE SÖZCÜKLER: BAR (ŞİİR)

 Türkçe onurumuzdur, gururumuzdur, akıl-ruh sağlığımızdır

Evrene giden yoldur

Türkçe dil uzayındaki yıldızımızdır

Türkçe insanlığa en büyük katkımızdır

Sarıl ahlaka, bilime, Atatürk'e, ve Türkçeye

Bunlar bu dünyadaki temel yoldaşımızdır

Bunlar bu dünyada tımarhanelik olmamamızdır,

Vatanı önce siyaset, moda, sanat, pılaj(pilaj, plaj), cinsel özgürlük denilen ahlakdışılıklarla

'Önce ahlak' demek olan 'Türk'lüğün vatanı olmaktan uzaklaştırılmaya çalışılmakta

Şimdi de Atatürk düşmanlığı, ve Türkçe düşmanlığı ile de

İşgal etmeye çalışan dış düşmanlardan kurtuldu vatan

Şimdi ahlakdışılık, astroloji, Atatürk düşmanlığı, ve Türkçe düşmanlığı ile

Vatanı işgal etmeye çalışan iç düşmanlardan da kurtulmalı vatan

Yoksa hem vatan, vatan olmaktan çıkar

Hem de toplum akıl-ruh sağlıklı olmaz,

İnsanda nitel anlak(zeka) geriliği

Ya da akıl-ruh sağlıksızlığı yapan şeylerden biri ahlaksızlık, biri bilimdışılık

Biri Atatürk düşmanlığı, biri de Türkçe düşmanlığıdır

Hem de Türkün hem 'Önce ahlak ve bilim' diyen

Hem de vatanını ve halkını kurtarmış Atatürk'e düşmanlığı tümden(hepten)

Nicel anlak katsayısı 200 de olsa nitel anlak geriliği

Ya da nitel ahlak yetersizliği durumudur,

Ahlak beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrenin, evrimin nitel zirvesidir

Bilim de beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrenin, evrimin nicel zirvesi

Atatürk 'Önce ahlak ve bilim; beni değil ahlakı ve bilimi örnek alın'ı öğretmiş insandır

Türkçe de hem mantık üzerine kuruludur, hem de tüm dillere önderlik etmiş

Küresel ve evrensel dildir,

Bu şiir dizimde Türkçe düşmanlığına karşı savaş açtım

Bu şiir dizimde hem Türkçe sözcüklerin doğru anlamlarını

Hem de 'Yabancı sözcük' denilen, sanılan pekçok sözcüğün gerçekte Türkçe

Ya da Türkçe kökenli olduğunu öğreneceksiniz,

'Bar'

'Çubuk, çizgi' anlamına da, 'Dar ve uzun' anlamına da gelen

Ve İngilizce, Fıransızca(Fransızca) sanılan bir sözcük

Ancak bu sözcük gerçekte Türkçedir

Öteki diller 'Bar' sözcüğünü Türkçeden almışlardır

Çünkü Türkçede 'Parmak' denilen el organının doğrusu gerçekte 'Barmak'tır

Ve bu nedenle ki 'El, parmak sıkışmak' anlamındaki 'Barış' Türkçe sözcüktür

'Barbunya'nın başındaki 'Bar' çubuk, çizgi anlamındadır

'İçkili yer' anlamındaki bar sözcüğü

Parmak gibi 'Dar ve uzun alan, mekan, yer' anlamındadır

'Demir bar'daki bar 'Çubuk' anlamındadır

'Bardak' parmaklar ile tutulan anlamındadır,

'Türkçe ile felsefe, bilim olmaz' denilemez

'Türkçe düşünmeyi engelliyor' denilemez

Gerçek ki Türkçesiz felsefe, bilim, ve dil olmaz

Ve Türkçesiz mantıklı düşünülenemez de.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 3.11.22/00.49


23 Ekim 2022 Pazar

6 ALTI (ŞİİR)

 Oda dört duvar, bir tavan, bir taban, 6

Tevrat'ta Şeytan'ın sayısı 666

Kuran 6666 ayet

Beyinin bölümleri 6

Elmasın kökeni olan

Organikliğin, canlılığın temel özelliklerinden olan, yaşamın(hayatın) temel elementi olan

Ve evrende bolluk açısından 6. sırada bulunan karbonun atom ağırlığı sırası

Ve harf toplamı 6

Yerin altı var, üstü var

Göğün altı var, üstü var

Herşeyin üstü, altı var

Durum ki 7 değil 6 kıta var

Durum ki insanda temel 6 iç organ var

66 nedense sahipsiz kalmış, belki insanlığın ya da geleceğin sırrı 66'da

Ancak 66 sayısını oluşturan sayılar da 6

Bu sayıların toplamını oluşturan sayıların toplamı da 3 yani 6'nın yarısı

İnsanlık için önemli sayı 6,

6'nın altı sıfır yani evren

Üstü 1 yani herşey bir

Kancalı tırkı yani kancalı kapı kilidi yani korunma, güvenlik 6 biçimli

Altın 6 ki ekonomik korunma biçimlerinden de biri

6'nın altı 5, üstü 7 yani 6 ne kibir ne 7'yi alındırmak

5 ve 7'nin toplamını oluşturan sayıların toplamı da 6'nın yarısı

Tek basamaklı en büyük sayı 9'un ters yazılışı 6

1 üstüne 5, 2 üstüne 4, 3 üstüne 3, 4 üstüne 2, 5 üstüne 1 eklenip 6'ya gider

7 1'i, 8 2'yi, 9 3'ü çıkarıp 6'ya gider

10'a kadar sayıların hem tam ortası yani tarafsızlık ve adalet

Dinin zirvesi, doğruluğun simgesi olan

Düşünsel olgunluğun

Yani mantığın yani akıl-ruh sağlığının başarısı olan 'İnziva' 6 harfli

Hem 1 üstü yani ilerleme, hem var oluş, hem korunma

Sayıların en önemlisi 6

İnsanca olmak için, doğruyolda(doğru yolda) olmak için

Biri dikkat, biri mantık, biri ahlak, biri bilim, biri vicdan

Biri inziva olmak üzere 6'yı mutlaka tamamla.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.10.22/05.08


14 Şubat 2010 Pazar

BAŞBAKANIN ÖZSÜZ MANTIĞI BENİ KAHRIMDAN ÖLDÜRECEK

Sabih Kanadoğlu, Akp hükümeti’nin, anayasa değişikliği yapamayacağı konusunda görüş açıkladı. Dedi ki: (Akp Hükümeti) laik, demokratik Cumhuriyet aleyhine eylemlerin odağı olduğu, Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmiş olduğu için ne reform ne de anayasa değişikliği yapmaya hakkı yoktur.’’

Sabih Kanadoğlu; Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı'dır.

Anayasa Mahkemesi, ülkenin en yüksek mahkemesidir ve uzman hukukçulardan, yargıçlardan oluşur. Yani Abd’lilerden ya da garsonlardan ya da Vikingler’den ya da uzaylılardan oluşmaz.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan; Kanadoğlu’nun bu açıklamasına akıllara zarar bir sert bir tepki gösterdi ve dedi ki: ‘’ Kanadoğlu’nun bu açıklaması, akıllara zarar bir akıldır. Biz seçimle gelmiş demokratik bir hükümetiz; yasa da yaparız, reform da, anayasa da. Bizi uzaylılar değil bu millet seçti, ’’ dedi…

Ben inanıyorum ki lise kompozisyon dersinde, başbakanın bu açıklamasını, ben yazmış olsaydım, iyi bir not alamazdım. Hele bu açıklamayı; hukuk fakültesine gidiyor olsaydım da sınavda yapmış olsaydım, öğretimciler bana gülerlerdi.

Neden mi?

Şöyle düşünelim: Kirada oturduğumuz evi, ev sahibi ile demokratça anlaşarak tuttuğumuz için, o evde her şeyi yapmaya hakkımız olur mu? Eve girer girmez duvarları delik deşik etmeye, eve zarar vermeye, kapı ve pencere doğramalarını yakmaya başlamışsak, ‘’ Ben bu eve sözleşmeyle demokratça girdim ancak sözleşmem bitince çıkarım, ’’ diyebilir miyiz?

Demek ki başbakanlar; hukuk da bilmek zorundalar. Kiraladığın eve yapamadığını, bir ülkenin meclisinde de yapamazsın, ülkesine de yapamazsın.

Akp Hükümeti’in ‘’ laik, demokratik Cumhuriyet aleyhine eylemlerin odağı olduğu, ’’ kararını; bu ülkenin en yüksek hukuk kurumu vermiştir yani bahçıvan, manav, marangoz vermemiştir.

Başbakana derim ki: Bu millet ( ulus, toplum, halk) sizi seçtiğinde; Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı yoktu ki! Seçime girerken dediniz mi millete, ‘’ Biz demokratik, laik, Atatürkçü Cumhuriyet karşıtı eylemlerin odağı olacağız, bize öyle oy verin, ‘’ diye!

Bir zamanlar, astığı astık, kestiği kestik kırala söylenmeye başlamış halk: ''İyi valla; ne edip ne yapıp iktidara gel, sonra da ‘’ Beni Millet seçti, ‘’ diye istediğini yap! Öyle ki '' En kıral ülke mahkemesi'’ni bile tınlama!'' Kırala sorarlar : '' Kızın, kendi isteği ile, demokratik olarak evlendi diye eşinin, ona her istediğini yapma ve hukuku, yasaları çiğneme hakkı var mı?'' Müslüman kırala sorarlar: ''Damadın, domuz eti yemeye, içki içmeye başlasa ne yaparsın? Kırala sorarlar: Çocukların domuz eti yemeye, içki içmeye başlasa ya da Hıristiyan olsa ne yaparsın?'' Kıral, bu sorular karşısında çok öfkelenmiş anında ve buyruk vermiş: Bunlara bana baş kaldırıyor, beni yıkmaya çalışıyor, tez zindanlara atıla.

Akp Hükümeti hakkında bu kararı veren kurum, ülkenin en yüksek hukuk kurumu. Ve Akp hakkında bu sözleri söyleyen Kanadoğlu, bu ülkede başsavcılık yapmış bir hukukçu. Ama başbakan, Akp onları takmıyor, ‘’ biz uzaylı mıyız?’’ diyor! Peki başbakan; Anayasa Mahkemesi ve Sabih Kanadoğlu uzaylı mı?

Başbakan garip bir mantık göstermiş ve demiş ki: ‘’ Chp dönemi dikta, sivil faşizm, ’’ dönemidir. Başbakana sorarım, sen, faşizmin temel tanımını biliyor musun? Bunu bilmen için; kapitalizm, emperyalizm gibi sözcükleri de bilmelisin. Bunları bilmen için de; Karl Marx’ı, Lenin’i; ekonomi politik bilimini , artı değeri de bilmelisin. Ama zaten bunları bilen insan; Abd, Ab yani emperyalizm karşıtı olur, işçi sınıfından, emekçilerden yana olur! Emekçilerden yana olan insan da; grevci, direnişteki işçilere karşı insanca, bilimsel, ulusal ve saygıyla, sevgiyle yaklaşır. Tekel işçileri yerine, Tüsiad işverenleri gösteri, direniş, eylem yapıyorlar olsalardı başbakan; Tekel işçilerine davrandığı gibi mi davranırdı; Tekel işçilerine dediği gibi Tüsiad işverenlerine de ‘’ Haddinizi bilin!’’, mi derdi? Demek ki ortada bir ayrımcılık var.

Başbakana söylerim ki diktatörlük yalnızca ne tek bir kişiyle ne de tek bir partinin varlığı ile olmaz; çok partinin olduğu yerlerde de olur. Bir başbakan, hükümet; ‘’ Biz buraya demokratik seçimle, Millet oyuyla geldik’’, deyip istediğini yapıyorsa, öyle ki ülkenin en yüksek hukuk kurumunca bile, hukuk dışına çıktığı için yaptırım, uyarı alıyorsa; ve o parti, o başbakan yine de istediğini yapıyorsa; işte o parti, o başbakan diktatördür. Ve diktatörlükleri de Tüsiad’a değil de Tekel işçilerine tutumlarıyla somutlaşır.

Bence başbakan; yüksek okulda yalnızca ekonomi ve ticaret öğrenmiş; ekonominin felsefesini ve mantığını değil. Felsefe ve mantık bilmemek, her insan için en büyük eksikliktir. Hitler’i Hitler yapan da felsefe ve mantık bilmemesi, yaşamın kaba gerçeklerine dört elle sarılmasıydı. Başbakan iktisat okuduğu için bilir ki büyük iktisatçı Keynes, ‘’ Büyük iktisatçıların arkalarında büyük filozoflar vardır, ‘’ demiştir. Bence başbakan bu nedenle önce felsefe ve mantık öğrenmeli çünkü Sabih Kanadoğlu’na verdiği yanıt, üzgünüm ki felsefeye ve mantığa göre tutarlı yanıt değil; yanlış, geçersiz bir yanıt. ''Yüksek okul okumak ile fakülte okumak arasında her zaman önemli bir fark var'', derim ben.

Ben başbakanın, Sabih Kanadoğlu’na yanıtını, akıllara zarar bir akıl olarak değerlendiriyorum.

Referandum meraklısı hükümet’e önerim: Akp demokratik ve laik Cumhuriyet’e karşı eylemlerin odak noktası olmuş mudur, olmamış mıdır? Bunu referanduma götürsün önce.

Ama halkın oyuna, iradesine, referandumuna önem verenler unutmamalı ki; halkın oyuna bu kadar önem veriyorlarsa, bekar kızları varsa, kapılarını ilk çalan bekar erkeklere de kızlarını, '' halk oyuna, halk iradesine uymak gerekir, '' diye verirler mi acaba? Kendi çocuğuna yapılmasını istemediğinin, ülkeye de yapılmasını istememeli insan bence.

Zaten başbakan; domuz gribi aşısı olmayarak pek örnek gördüğü ‘’Milleti’ne kötü örnek olmuştur ki bu bile suçtur. Yani Millet’e referanduma gidecek olanlar gerçekte; hukuk alanında da sağlık alanında da ‘’Millet’e’’ kötü örnek olmuşlardır. Yani ne hukuku ne bilimi takmaktadırlar.Şıracının şahidi bozacı, sözüne benzemesin bu iş?

Başbakan dedi ki; '' Meclisin %65'ine ya da %10'una da sahip olsa bir partiyi, yargının, hukukun, adaletin, anayasanın kapatması yanlıştır. Partileri ancak meclis kapatmalı. Gelişmiş ülkelerde böyle çünkü''. Bu ne mantık dışı bir şey böyle? Bir partinin milletvekilleri, kendi partilerini kapatırlar mı hiç? Bunu söylemek akılla, mantıkla, bilimle, insanlarla dalga geçmek gibidir. Gelişmiş ülkeler dediği de, Hristiyan ülkeler! Yani müslüman olduğunu söyleyen bir başbakan, %99'unun müslüman olduğu söylenen bir topluma, Hristiyan ülkeleri, Hristiyan toplumları örnek, ölçüt ve gösterge gösteriyor! Pes doğrusu artık. Bu hükümet; ne İslamiyet'in ne aklın ne mantığın ne bilimselliğin ne laikliğin ne demokratlığın hükümeti değildir bence. Yalnızca ve yalnızca ticaretin, ekonominin, malın, paranın hükümetidir. Çünkü akılla, mantıkla, bilimsellikle, İslamiyet'le ilgisi yoktur bence. Ne bilim ne hukuk ne ulusallık dinlememektedir. Ülke, kaptanı ölmüş bir gemi gibi fırtınalı denizde başı boş kalmıştır. Bu hükümet; %65'lik oy oranına karşın zayıf bir hükümettir çünkü bilimle, mantıkla, Türklük'le, dinle ilgisi yoktur gerçekte bence. Güçlü görünmesinin tek nedeni; düşmanlarının bilinçsizliği, bilgisizliği, mantıksızlığıdır. Kafası çalışan, bilge bir muhalefet olsa, bu hükümet, üç ayda, yasal yollarla çöker. Bu hükümeti ayakta tutan tek şey; cehalet, mantıksızlık, barbarlık, sorumsuzluk, bencillik, yozluktur. Yoksa şu an ki anayasaya göre bile yasa dışıdır. Bu hükümeti yaşatan tek şey, muhaliflerin bilgeliksiziliği, beceriksizliği, yozluğu ve korkaklığıdır... Türkiye tarihinde iktidar olmak hiç bu kadar kolay, rahat olmamıştır çünkü karşısında bilge, yiğit, bilimsel bir muhalefet yoktur. Muhalefet, iktidardan daha yoz çünkü. Atatürk yaşıyor olsaydı, hiç bu kadar çok utanmış olmazdı yaşamında.

Ne başbakan ne Akp bu Millet'in oy verdiği başbakan ve Akp değil artık. Bu Millet; Anayasa'ya uyacağına söz veren bir başbakana ve hükümete oy verdi çünkü. Ve Anayasa Mahkemesi'nin de Onursal Başsavcının da kararına göre; ne başbakan ne Akp; seçime katılan başbakan ve Akp değil....

Bence artık bu hükümetin; Türk Ulusu'nu temsil özelliği kalmadığı için Türk Ulusu'nu temsil hakkı da ve Türkiye'yi yönetme hakkı da kalmamıştır. Çünkü ulus kavramına da Türk Ulusu kavramına da ters düşmüş hatta ihanet etmiştir. Bu hükümet artık iyice akıla, insana ve ülkeye zarardır. Destekçilerinden de açıktır bu durum.

Necdet Gürçiftçi

(Bir Türk bilgesi)

2010-şubat